Uzun kulaklarım var, kısacık bir kuyruğum. Hoplaya zıplaya giderim, havucu çok severim.
Cevap
Cevabı hecele →Çocuklar için 148 bilmece: hayvanlar, meyveler, gökyüzü, evdeki eşyalar ve daha fazlası. Bilmeceyi okuyun ya da dinletin, çocuğunuz tahmin etsin, sonra kartı çevirin. Cevaplar gizli.
Uzun kulaklarım var, kısacık bir kuyruğum. Hoplaya zıplaya giderim, havucu çok severim.
Cevap
Cevabı hecele →Takımlar sırayla tahmin eder. Cevabı çevirin, bildiyse “Bildi”ye dokunun. 10 bilmecede en çok bilen takım kazanır; skor yalnız bu ekranda tutulur.
Uzun kulaklarım var, kısacık bir kuyruğum. Hoplaya zıplaya giderim, havucu çok severim.
Başımda kırmızı bir ibik var. Sabah olunca yüksek sesle öterim, herkesi uyandırırım.
Çiçekten çiçeğe konarım, vızır vızır uçarım. Kovanımda tatlı bal yaparım.
Sırtımda sert bir ev taşırım, dört ayağımla yavaş yavaş yürürüm. Canım isteyince başımı evimin içine çekerim.
Ayağım yok ama ilerlerim, arkamda parlak bir iz kalır. Evim sırtımda, gözlerim boynuzlarımın ucunda.
Boynum öyle uzun ki ağacın en tepesindeki yaprakları yerim. Üstümde kahverengi benekli bir elbise var.
Burnum uzun bir hortum, kulaklarım kocaman birer yelpaze. Hortumumla su içer, sırtıma su püskürtürüm.
Ata benzerim ama üstüm baştan sona siyah beyaz çizgili.
Gündüz uyurum, gece uyanırım. Başımı neredeyse arkama kadar çevirir, “Hu hu!” diye seslenirim.
Siyah beyaz giyinmiş bir kuşum ama uçamam. Buzun üstünde paytak paytak yürür, denizde hızlı yüzerim.
Denizin dibinde yaşarım, sekiz kolum var. Saklanmak isteyince suya mürekkep bırakırım.
Sekiz ayağım var. İnce iplerden evimi kendim örerim, köşelerde sessizce beklerim.
Önce yaprak yiyen bir tırtıldım, sonra kozaya girdim. Şimdi renkli kanatlarımla çiçekten çiçeğe uçarım.
Karnımda bir cep var, yavrum orada büyür. Güçlü arka ayaklarımla zıplaya zıplaya giderim.
Miyav derim, süt içerim. Bir yumak görünce peşinden koşarım.
Evi beklerim, sevinince kuyruğumu sallarım. “Hav hav!” diye seslenirim.
Çayırda otlarım, “Möö!” derim. Kahvaltıdaki sütü ben veririm.
Kıvırcık yünümden kazak ve çorap örülür. Sürüyle gezer, “Mee!” derim.
Koyun · Küçük çocuklar “kuzu” derse onu da doğru sayın; kuzu koyunun yavrusudur.
Cevabı hecele →Sırtımda bir ya da iki hörgüç var. Çölde günlerce susuz yürüyebilirim.
Ağaçtan ağaca atlarım, kabarık bir kuyruğum var. Kış gelmeden fındık, ceviz biriktiririm.
Hem suda hem karada yaşarım. “Vırak vırak!” derim, uzun dilimle sinek yakalarım.
Bacaklarım uzun, gagam uzun. Baharda uzaklardan gelir, bacaların üstüne yuva yaparım.
Renkli tüylü bir kuşum. Duyduğum sözleri tekrar ederim, bana “konuşan kuş” derler.
Boynumda gür bir yele var, kükrediğimde her yer duyar. Bana “hayvanlar kralı” derler.
Kocaman ve tüylüyüm, balı çok severim. Kış gelince inime girer, uzun bir uykuya dalarım.
Suyun içinde yaşarım, solungaçlarımla nefes alırım. Pullarım ve yüzgeçlerim var, ayağım yok.
Denizde yaşarım ama balık değilim. Nefes almak için su yüzüne çıkar, sırtımdan su fışkırtırım. Dünyanın en büyük hayvanıyım.
İki büyük kıskacım var, kumsalda yan yan yürürüm.
Kanatlarım var ama kuş değilim. Gündüz mağarada baş aşağı asılı uyurum, gece uçarım.
Bulunduğum yere göre rengimi değiştiririm. İki gözüm ayrı ayrı yönlere bakabilir.
Taşların üstünde güneşlenmeyi severim, duvarlarda hızla koşarım. Kuyruğum kopsa yenisi çıkar.
Toprağın altında tünel kazarım. Gözlerim çok küçük, ama ön ayaklarım kürek gibi güçlü.
Sırtım dikenlerle dolu. Bir ses duyunca büzülüp top gibi olurum.
Kümeste yaşarım, “gıt gıdak” derim. Kahvaltıdaki yumurtayı ben yumurtlarım.
Çok küçüğüm ama kendimden ağır yükleri taşırım. Toprağın altındaki yuvamızda binlerce kardeşim var.
Yaz gecelerinde çimenlerin arasında küçük bir fener gibi yanıp sönerim.
Gölde yüzerim, karada paytak paytak yürürüm. Ayaklarımın parmakları perdeli, “Vak vak!” derim.
Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane.
Dışı yeşil, içi kırmızı, çekirdekleri kara. Yaz sıcağında serinletir.
Kat kat kabuğu var, soyanı ağlatır.
Sarı kabuğumu soyarsın, içim yumuşacık. Biraz eğri dururum, maymunlar beni çok sever.
Ağaçta asılı dururum, yanaklarım kırmızı ya da yeşil. Bir ısırırsın: kıtır kıtır!
Toprağın altında büyürüm, rengim turuncu. Tavşanlar beni çok sever.
Asmadan salkım salkım sarkarım. Yeşil de olurum mor da; kurutulunca kışın da yenirim.
Kıpkırmızı ve yuvarlağım. Salataya doğranırım, ketçabın içinde de ben varım.
Hem bir meyveyim hem de bir rengin adı bana benzer. Kabuğum kalın, içim dilim dilim; suyumu kahvaltıda içersiniz.
Sarı kabuklu, çok ekşiyim; bir dilimimi tadan yüzünü buruşturur. Şekerli suya katınca serin bir içecek olurum.
Sert bir kabuğun içinde saklanırım. Kabuğu kırınca içimden buruşuk, iki parçalı bir yemiş çıkar.
Yeşil bir kılıfın içinde yan yana dizilmiş minik yeşil toplarız.
Koçanımda sıra sıra sarı taneler var. Tencerede ısıtınca patlar, beyaz ponpon olurum.
Toprağın altında saklanırım. Haşlaması, püresi, fırında kızartması olur.
Kırmızıyım, üstümde minik sarı çekirdekler var. Tepemde yeşil bir şapka taşırım.
Dışım pütür pütür ve sert, tepemde dikenli yeşil yapraklardan bir taç. İçim sarı ve sulu.
Dışım kahverengi ve kıllı, içim bembeyaz. Beni sallayınca içimde su çalkalanır.
Kocaman ve turuncuyum. Sonbaharda tarladan toplanırım, tatlımın üstüne ceviz serperler.
Beyaz dişlerim var ama ağzım yok. Kokum çok keskin; yoğurda, cacığa katarlar.
Yeşil de olurum kırmızı da. Bazım tatlı, bazım acı; içimi doldurup dolma yaparlar.
Kabuğum parlak mor, içim beyaz. Közde pişer, karnıyarık olurum.
Dışım kahverengi ve tüylü, içim yemyeşil. Ortamda minik siyah çekirdekler var.
Kat kat yapraklarım sıkıca sarılmış, top gibi yuvarlağım. Yapraklarımdan sarma yaparlar.
Dikenli bir yuvanın içinde saklanırım. Kışın közde pişer, sokaklarda sıcak sıcak satılırım.
Yeşil de olurum siyah da. Kahvaltıda tabağa gelirim; beni sıkınca yağım çıkar.
Altım geniş, üstüm dar; sapım tepemde durur. Sulu ve tatlı bir meyveyim.
Bir tabak incir, gece saçılır gündüz toplanır.
Yıldızlar · Halk bilmecesi. İncirler gökteki yıldızlar: gece görünür, gündüz kaybolur.
Cevabı hecele →Eli yok, ayağı yok; kapıyı açar.
Ben giderim o gider, ben dururum o durur.
Bir ak koyun, bir kara koyun; birbirini kovalar durur.
Gökyüzünde sarı bir top. Sabah doğar, akşam batar; bizi ısıtır.
Bazen yuvarlak, bazen yarım, bazen ince bir dilim. Geceleri gökte parlarım.
Yağmurdan sonra güneş çıkınca gökte belirir. Yedi rengi var, gökyüzünde bir köprü gibi durur.
Gökten beyaz beyaz yağar. Yerde ondan top yapılır, adam yapılır.
Gökyüzünde pamuk gibi gezerim. Grileşince yağmur getiririm.
Gök gürlemeden önce bir an parlar, bütün göğü aydınlatırım.
Damla damla düşerim. Şemsiyeleri açtırır, çiçekleri sularım.
Sabahları otların ve yaprakların üstünde minik su damlaları olurum. Güneş ısıtınca kaybolurum.
Dalgalarım var, suyum tuzlu. Kıyımda çocuklar kumdan kale yapar.
Yazın yeşilim, sonbaharda sararırım. Rüzgâr esince daldan düşerim.
Kökü toprakta, gövdesi kalın, dalları göğe uzanır. Gölgesinde dinlenirsin.
Tepem bulutlara değer. Kışın başıma beyaz bir şapka takarım.
Su çok üşüyünce ben olurum. Kışın saçaklardan sarkarım, ısınınca yeniden su olurum.
Ağzım var ama konuşmam, yatağım var ama uyumam. Hiç durmadan akar, denize kavuşurum.
Ben görünmem, ama sesin bana çarpar geri döner. Dağa “Merhaba!” diye bağır, ben de sana “Merhaba!” derim.
Tomurcuktan açarım, güzel kokarım. Arılar ve kelebekler beni ziyarete gelir.
Küçük bir fıçı, içinde iki türlü turşu.
Yüzüm var, gözüm yok. İki kolum var, elim yok. Tık tık yürürüm, hiç durmam.
Saat · Duvar saati düşünülerek yazıldı: yüz kadran, kollar akrep ve yelkovan.
Cevabı hecele →Sıra sıra dişlerim var ama ısırmam. Saçlarını düzeltirim.
İçimde tıpkı sana benzeyen biri var. Sen gülersen o da güler, el sallarsan o da sallar.
Yatağın başında yumuşacık dururum. Uykuya dalarken başını taşırım.
Yağmur yağınca açılırım, başının üstünde küçük bir çatı olurum. Hava güzelleşince kapanırım.
Kilidin içine girer, dönerim. Kapı açılır, sen içeri girersin.
İki bacağım var ama yürümem. Ağzımı açıp kapatırım, kâğıdı ikiye ayırırım.
Ucumu açarlar, yazdıkça kısalırım. Yanlış yaparsan arkadaşım silgi gelir.
Yanlış mı yazdın? Ben gelirim, ovarım ovarım, yanlış kaybolur. Her seferinde biraz küçülürüm.
Başımda küçük bir alev, gövdem yavaş yavaş erir. Doğum günü pastasında üflenirim.
Sayfa sayfa açılırım, içimde masallar var. Okudukça yeni dünyalar görürsün.
Mutfakta duran büyük, beyaz bir dolabım. İçim hep soğuktur, yemekler bende bozulmaz.
Vınnn diye ses çıkarırım, yerdeki tozları yutarım.
Ucum yuvarlak, sapım uzun. Çorbayı benimle içersin.
Dişlerim var ama yemek yemem. Makarnayı sarar, ağzına götürürüm.
Düğmeye basınca ışığım yanar, karanlık odayı aydınlatırım.
Bir gözüm var ama göremem. İpliği gözümden geçirirler, benimle düğme dikerler.
Ellerini yıkarken köpürürüm. Kullandıkça küçülürüm, mikropları kaçırırım.
Sabah akşam ağzına girerim. Macunla birlikte dişlerini parlatırım.
Camdan bir kapıyım ama içimden geçilmez. Benden dışarıyı görürsün, güneş de benden içeri girer.
Parmağınla bastın mı “dın dın” diye öterim. Kapıya misafir geldiğini haber veririm.
Üfledikçe büyürüm, ipime bağlarlar. Bırakırsan göğe yükselirim.
İki kardeş yan yana, aralarında küçük bir tepe. Her şeyi görürler ama birbirlerini hiç göremezler.
Gözler · Halk bilmecesi (“birbirini görmeyen iki kardeş”); yazım bizim. Aradaki tepe burun.
Cevabı hecele →Beş kardeşiz, boylarımız birbirine benzemez. Hepimiz aynı avuçta yaşarız.
Kırmızı bir kapı açılır, içinde beyaz inciler dizili.
Yüzünün ortasındayım. Benimle nefes alır, çiçeklerin kokusunu duyarsın.
Başının iki yanında birer tane var. Müziği, kuş seslerini, anneni ben duyarım.
Ağzının içinde yaşarım. Tatlıyı, tuzluyu, ekşiyi ben anlarım.
Göğsünün içinde gece gündüz “küt küt” çalışırım, hiç dinlenmem.
Bacağının ortasında bir kapı menteşesi gibiyim. Ben bükülünce sen çömelirsin.
Başının üstünde biterim. Kesilsem yine uzarım, tarağı severim.
Parmak uçlarında küçük, sert kalkanlarız. Kestikçe yeniden uzarız.
Gözünün kapısında perde gibi dizilmişiz. Toz gelince seni korumak için kırpıştırırız.
Yürürken seni taşırım. Çorabı ben giyerim, benim de beş parmağım var.
Kolunun ortasındayım. Masaya beni dayarsın; bükülünce kolun katlanır.
Kanatlarım var ama çırpmam. Pistten koşarak kalkar, bulutların üstünden uçarım.
Raylar üstünde giderim, arkamda uzun uzun vagonlarım var. İstasyondan istasyona yolcu taşırım.
Başımın üstünde pervanem döner. Pistim olmadan havalanır, havada durabilirim.
İki tekerleğim var, pedal çevirince giderim. Gidonumda bir zilim var.
Denizde yüzen kocaman bir evim. İnsanları ve arabaları bir kıyıdan öbür kıyıya taşırım.
Kırmızıyım, uzun bir merdivenim var. Siren çalarak yangına koşar, ateşi söndürürüm.
Siren çalarak hızla giderim. Hastaları hastaneye ben götürürüm.
Çok yolcu alırım, durak durak dururum. Şoför önde, yolcular arkada oturur.
Tarlada çalışırım, arka tekerleklerim kocaman. Çiftçinin en büyük yardımcısıyım.
Arkamdan alev püskürerek göğe yükselirim. Astronotları uzaya ben götürürüm.
Suyun altında yol alırım. Periskobumu çıkarıp yukarıda ne olduğuna bakarım.
Motorum yok. Rüzgâr beyaz bezimi şişirir, ben de denizde süzülürüm.
Yelkenli · “Yelkenli tekne” ya da “kayık” derse ipucu verin: kayığı küreklerle çekersin.
Cevabı hecele →Bir halata asılı küçük bir kabinim. Yerden yükseklerde, dağın tepesine doğru kayarım.
Şehrin altında, tünellerde koşarım. İstasyon istasyon durur, kapılarımı açarım.
Ak kâğıt, kara tohum. Elle ekilir, dille biçilir.
Mektup · Halk bilmecesi. Beyaz kâğıda kara harfler yazılır (ekilir), okununca (dille) biçilir. “Yazı” derse de doğru sayın.
Bir ağacın on iki dalı var, her dalında otuz yaprak. Yaprakların bir yüzü ak, bir yüzü kara.
Yıl · Halk bilmecesi. On iki dal aylar, otuz yaprak günler; ak yüz gündüz, kara yüz gece.
Ben bir rakamım. Beni baş aşağı çevirirsen altı olurum.
Dokuz · Kâğıda 9 yazıp çevirerek gösterin.
Ben bir rakamım. Beni ortadan yatay bir çizgiyle kesersen iki tane sıfır olurum.
Sekiz · Kâğıda 8 yazıp ortasından bir çizgi çekin.
Arının başında, armudun başında, ayvanın da başındayım. Ben hangi harfim?
A harfi
Kedinin başında, kuşun başında, kalemin başındayım. Ben hangi harfim?
K harfi
Ben bir harfim. Dağın sonunda, ağacın ortasındayım; ama hiçbir Türkçe sözcüğün başına geçemem.
Ğ harfi · Yumuşak g, Türkçede sözcük başında bulunmaz.
Pazartesiden başla, pazara kadar say. Bir haftada kaç gün buldun?
Yedi
Pazartesiden iki gün sonra hangi gün gelir?
Çarşamba
İki elimi açtım, parmaklarımı tek tek saydım. Kaç tane buldum?
On
Ocaktan başlar, aralıkta biter. Bir yılda kaç ay var?
On iki
Ben bir harfim. “ı” harfine benzerim ama başımda küçük bir nokta var.
İ harfi
Ben bir harfim. Yılan gibi “sss” diye söylenirim; sincabın da, simidin de başındayım.
S harfi
Ben bir sayıyım. Ne başım var ne sonum; yuvarlak bir halkaya benzerim, hiçbir şey demektir adım.
Sıfır
Türk alfabesindeki harfleri a’dan z’ye tek tek say. Kaç harf buldun?
Yirmi dokuz · a b c ç d e f g ğ h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z
Bir konuya ya da yaşa göre seçilmiş bilmeceler; her sayfada aynı kart oyunu ve yazdırılabilir kâğıt var.
Birinci sayfada 12 bilmece ve cevap için boş satır var; çocuk cevabı yazabilir ya da resmini çizebilir. Cevaplar ikinci sayfaya basılır, böylece kâğıdı verirken cevaplar görünmez.
BilmecelerAdım: ..............................
Uzun kulaklarım var, kısacık bir kuyruğum. Hoplaya zıplaya giderim, havucu çok severim.
Önce yaprak yiyen bir tırtıldım, sonra kozaya girdim. Şimdi renkli kanatlarımla çiçekten çiçeğe uçarım.
Kocaman ve tüylüyüm, balı çok severim. Kış gelince inime girer, uzun bir uykuya dalarım.
Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane.
Koçanımda sıra sıra sarı taneler var. Tencerede ısıtınca patlar, beyaz ponpon olurum.
Yeşil de olurum siyah da. Kahvaltıda tabağa gelirim; beni sıkınca yağım çıkar.
Sabahları otların ve yaprakların üstünde minik su damlaları olurum. Güneş ısıtınca kaybolurum.
İçimde tıpkı sana benzeyen biri var. Sen gülersen o da güler, el sallarsan o da sallar.
Dişlerim var ama yemek yemem. Makarnayı sarar, ağzına götürürüm.
Ağzının içinde yaşarım. Tatlıyı, tuzluyu, ekşiyi ben anlarım.
Denizde yüzen kocaman bir evim. İnsanları ve arabaları bir kıyıdan öbür kıyıya taşırım.
Ben bir rakamım. Beni baş aşağı çevirirsen altı olurum.
blubkids.com/tr/bilmeceler · Cevaplar arka sayfada
Cevaplar(ebeveyn için)
Bilmece küçük bir dinleme ve düşünme oyunudur. Çocuk ipuçlarını aklında tutar, bildiği şeylerle karşılaştırır, olmayanları eler ve bir tahminde bulunur. Bir bilmece birkaç ipucunu birleştirmeyi gerektirdiğinde, cevaba ulaşmak için hepsini birlikte düşünmesi gerekir.
Çocuğunuz bir nesne seçsin, sonra şu üç cümleyi tamamlasın:
Son olarak “Ben neyim?” diye sorsun. Örnek:
“Sarıyım, yuvarlağım. Gece görünmem, sabah doğarım. Gökyüzünde bulunurum. Ben neyim?”
İpucu: Cevabın adını cümlede söylememeye dikkat edin. En kolay bilmeceler sesle başlar (“Miyav derim…”), en zorları benzetme kullanır (“Kırmızı bir kapı…”).
Dört yaş civarında kısa, tek ipuçlu bilmecelerle (ses, renk, şekil) başlanabilir. Beş-altı yaşta iki üç ipucunu birleştirmeye, yedi yaş ve sonrasında benzetmeli halk bilmecelerine geçilir. Bu sayfada her bilmecede yaş ipucu ve kolay, orta, zor etiketi var.
“Kolay” etiketli bilmeceler: hayvan sesleri, meyveler, banyodaki ve mutfaktaki eşyalar gibi çocuğun her gün gördüğü şeyler. Kolay bilmecelerin hepsi ayrı bir sayfada da toplu duruyor.
Bilmecenin eğlencesi tahmin etmekte. Cevap kartın arkasında durur; çocuk düşünüp tahminini söyledikten sonra “Cevabı göster”e dokunursunuz. Yazdırılan kâğıtta da cevaplar ikinci sayfaya basılır.
Evet. Cihazınızda Türkçe bir ses yüklüyse “Dinle” düğmesi görünür ve bilmece cihazın kendi sesiyle okunur; metin hiçbir yere gönderilmez. Türkçe ses yoksa düğme görünmez, bilmeceyi siz okuyabilirsiniz.
11 tanesi kuşaktan kuşağa anlatılan anonim halk bilmecesi; metinleri kendi yazımımızla verdik ve yanlarında “halk bilmecesi” yazıyor. Diğerlerini Blub ekibi bu sayfa için yazdı. Her bilmecenin tek ve açık bir cevabı olmasına, korkutucu ya da kırıcı bir söz içermemesine dikkat ettik.
İpucu ekleyin: cevabın ilk sesini söyleyin, hareketini yapın ya da kaç heceli olduğunu el çırparak gösterin. Yine de bilemezse cevabı birlikte açın ve bilmeceyi yeniden okuyun; ipuçlarının cevaba nasıl uyduğunu görmek de öğreticidir.
Ebeveyn ipuçları, çocuğunuzla birlikte izleyeceğiniz bilim videoları ve haftanın soruları her gün sosyal medyada. Takip edin, hiçbirini kaçırmayın.